İsraflar, israflar. 
 
Boşa zaman harcanan değer katmayan, katma değer oluşturmayan fuzuli işler. Her biri bir maliyet oluşturmakta ve daha kötüsü işin yapılma tarzı olarak benimsenmekte.
 
Sadece ekmek israfının önlenmesi ile ülkemizde konut sorununun çözülebileceği, yüzlerce baraj yapılabileceği israfın ülke boyutunda büyüklüğünü gösterebilecek gerçeklerdir. Peki ya şirketlerimizin içindeki israflar. Elimizde net bir veri olmamakla birlikte büyüklüğünü tahmin dahi edemiyoruz. 
 
İsrafların şirkete olan tahribatını değerlendirmek amacı ile Toyota tarafından yürütülen ve yıllar süren çalışmalardan sonra israflar yedi grupta toplanmıştır. Ortaya konan sınıflandırma sonuçlarına göre belirlenen 7 israfın ortadan kaldırılması kârlılığı arttırmak için en etkili yol olarak tanımlanmıştır. Toyota prensiplerine göre bir şirkette ürüne katma değer sağlamayan her şey ülkede yaşayan her vatandaşın cebinden çıkan paradır ve hatta insanlık adına büyük kayıptır ve hatta 7 israfın kontrol altında tutulması için çalışmalar bir kampanya şeklinde yürütülmelidir. 
 
7 israf; 
 
1) fazla üretim
2) fazla stok
3) gereksiz insan hareketleri
4) taşımalar
5) beklemeler
6) hurdalar
7) uygun olmayan operasyonlar
 
Yukarıda tanımlanan israflar şirketlerin rekabet gücünü azaltan, kârsızlaştıran, kanser gibi içten içe kemiren, belirli bir dönem sonra ise hareketsiz hale getiren ölümcül faktörlerdir. 
 
Yönetimde Midye Teorisine göre; bir midyenin hayatta tek amacı vardır. Bir kayaya kendini betonlamak ve orada oluşan akıntı ile hayatını idame ettirmek. Midye avcıları kendini betonlamış midyeleri toplayabilmek için keskin aletler kullanmak zorundadırlar. 
 
Şirketlerde de israflar bir midyenin kayaya yapışması gibi şirketin içine öyle yapışırlar ki, iş yapmanın doğal bir parçası haline gelmişlerdir.  
 
İsraflar maliyetleri arttırır ve verimsizliğe neden olur. Şirketler adeta bu israflar olmadan iş yapamayacaklarını düşünürler ve onlara göre iş yapmanın en kolay yolu israflar ile çalışmaktır. 
 
Yeterli düzeyde bilinç ve belirli bir sistem oluşmadığı sürece, şirket içinde çalışan herkes israfları korumak yönünde çaba harcar. 
 
Örneğin, yıllar boyu fazla stok ile çalışmaya alışmış bir şirkette stokların zararlı olduğu ve azaltılması gerektiğinin ortaya konması otomatik olarak bir direnç ile karşılaşır. Çünkü bu alışkanlık şirketin içine öyle bir yer etmiştir ki stoksuz olmak her şeyin sonu gibi düşünülür.  
 
İsrafları korumak yönünde şirketlerde sayısız mazeretler kullanılır. 
 
•Stoksuz çalışmayı daha önce denedik.
•Bir defa hattı düzenleyince 1 aylık üretimi yapmamız gerekiyor.
•Zamanımız yok.
•Bizim işimiz biraz farklı, diğer işlere benzemez.
•Çok pahalıya mal olur.
•Şu ara siparişlerimiz çok yoğun. Biraz rahatladığımız zaman bakalım.
•Bunu yönetime kabul ettiremeyiz.
•Bunu patronla bir konuşalım.
•Şu anda sistem çalışıyor.
•Bu konu ile ilgili kalite ile bir çalışın bakalım.
•Henüz hazır değiliz.
•Bütçemizde yok.
•Üzerinde biraz daha düşünelim.
•Ben çoktan kararımı verdim. Bunlarla kafamı karıştırma.
•Yine mi bu konu?
•Uzun vadede para kaybetmemize neden olur.
•Bu da nereden aklına geldi?
•Bana işimi öğretmeye mi kalkıyorsun?
•Senin bölümünde belki uygulanabilir ama benim bölümümde uygulanmaz.
•Henüz ikna olmuş değilim.
•Büyük karışıklığa neden olur.
•Kendi masrafını bile çıkarmaz.
•Gerçekleştirilmesine imkân yok.
•Biliyorum, geçmiş yıllarda bir mühendis arkadaş denemişti.
•Şimdi başımıza yeni işler çıkarma.
•Eski köye yeni adet mi getiriyorsunuz?
•Hurdalar işimizin doğal bir sonucu.
•Asansörle mi taşıyacağız?
      
Biliyoruz, sizler bu sözlere yabancı değilsiniz. Belki daha önce çalıştığınız şirketten veya halen çalıştığınız şirketten aşina olabilirsiniz. Eğer hiç karşılaşmadıysanız mükemmel bir inovasyon şirketi olduğunuzu söyleyebiliriz. Eğer bizde fazlası var diyorsanız şirketinizde kullanılan sözleri de ekleyerek panolarınıza asabilirsiniz. Tabi panoya asarak mazeretleri ortadan kaldırmak mümkün değil. 
 
Çözüm: yalın yaklaşım ile tüm süreçlerin analiz edilerek  süreçlerimizin içine yerleşen israfları temizlemek.  
———————————-
İsmail Hakkı Kavurmacı